VALİZLİK BAVULLUK

VALİZLİK BAVULLUK
VALİZLİK BAVULLUK

28 Şubat 2014 Cuma

YERLİ ELEKTRİKLİ OTOMOBİL

YERLİ ELEKTRİKLİ OTOMOBİL
YERLİ ELEKTRİKLİ OTOMOBİL ETOX

YERLİ ELEKTRİKLİ OTOMOBİL ETOX

Ankaralı firma tarafından geliştirilen 2 yerli elektrikli otomobili Mercedes, Peugeot ve Volkswagen'in bazı modellerinde imzası bulunan Murat Günak tasarlayacak.

TÜBİTAK'ın çağrısını yaptığı Türk malı elektrikli araç üretimi için 100 milyon liralık Ar-Ge desteği kapsamında finale kalan 6 projeden ikisi Ankaralı firma tarafından geliştirildi.

"Etox" adı verilen araçları tasarlayacak olan Murat Günak, AA muhabirine, yaklaşık 30 yıldır otomobil tasarladığını belirterek, son dönemde Mercedes grubunda görev aldığını, 2002'den beri sadece elektrikli araba üzerine çalıştığını dile getirdi.

Elektrikli otomobilin geleceğine inandığını, bu yüzden bütün gücünü bu alanda harcadığını anlatan Günak, "Türkiye'ye elektrikli otomobil kazandırmak istiyoruz ama sadece elektrikli araba yetmez çünkü insanların beğenmesi lazım. Biz bir marka kuracağız. Marka kurmadan insanlar bu arabayı beğenmezse, teknik açıdan ne kadar iyi olursa olsun, anlamı olmaz. Teknikle tasarımı bir araya getirip, çok güzel bir araba yapmak istiyoruz" ifadesini kullandı.

Projeyi tamamlayıp üretime başlamalarının 2 ya da 3 yılı bulacağını aktaran Günak, "Aklımda şahane bir tasarım var ama üzerinde çalışmak lazım. Şu anda her araba dinamik olmaya çalışıyor. Bizim arabamız da sportif ve dinamik olacak ama arabamız spor değil, ekonomik olacak" dedi.
- "Aile bütçesi için çok iyi olacak"

Projeyi geliştiren firmanın sahibi Ercan Malkoç ise elektrikli otomobillerin birkaç yıllık geçmişi olduğunu söyledi.

"Bu yüzden elektrikli otomobil, Türkiye için büyük fırsat ve büyük enerji olacak" diyen Malkoç, 4 prototip otomobil ürettiklerini vurguladı.

Elektrikli araçların her şeyden önce çevre dostu olduğuna, yakıt tüketimi açısından önemli tasarruf sağladığına dikkati çeken Malkoç, "Türkiye'de insanların maaşının 4'te biri yakıta gidiyor. İnsanlar şehir içinde ortalama 70-80 kilometre yol yapıyor. O da bence 'ekonomi ve aile bütçesi için çok iyi olacak' diye düşünüyorum. Şu an ürettiğimiz prototip 100 kilometrede 2 lira yakıyor. Bir insan günde 70 kilometre yol yapıyorsa 3 gün sadece 3 lirayla işine gidip gelebilecek" değerlendirmesinde bulundu.

Malkoç, araçlarının satışının yıl sonuna doğru başlayacağını kaydederek, TÜBİTAK'ın nihai değerlendirme toplantısına kalan 6 firmanın desteklenmesi gerektiğini, Murat Günak'ın kendilerine çok değer katan, önemli bir kişi olduğunu dile getirdi.

- "Araçlar hafif olmalı"
İngiliz Otomobil Firması Lotus'un Küresel Ticari Başkanı Martin Elbs de projeyi kazanmaları halinde Malkoçlar firması işbirliğiyle Türkiye'de güçlü bir ekip kurmak istediklerini ifade etti.
Elbs, Lotus için spor ya da elektrikli araba yapmanın birbirine çok benzediğine işaret ederek, "Spor araba, ne kadar hafif olursa o kadar süratli gider. Elektrikli arabanın hafif olması da pil gücünün daha verimli kullanılmasını sağlar. Onun için pek fark yok. Lotus alüminyumla çalıştığı için hafif araba yapmayı çok iyi biliyor" diye konuştu.

MASONLAR ANITKABİRİ ZİYARET ETTİ

MASONLAR
MASONLAR ANITKABİRİ ZİYARET ETTİ
Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'na (HKMBL) bağlı masonlar, Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Anıtkabir'i ziyaret etti.
Türkiye'nin farklı şehirlerinden Ankara'ya gelen Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası'na (HKMBL) bağlı masonlar, Cumhuriyet Bayramının 90. Yılı nedeniyle eşleri ve çocuklarıyla birlikte Anıtkabir'de bir araya geldi. Masonlara, dernek tarafından yaptırılarak Milli Eğitim Bakanlığı'na bağışlanan Derince ve Keçiören Kardeşler İlköğretim okullarının öğrencileri de katıldı. Toplu fotoğraf çekiminin ardından, HKMBL Büyük Üstadı Ömer Köker ailesi ile birlikte Atatürk'ün mozolesine çelenk koyarak saygı duruşundan bulundu. Törenin ardından Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Büyük Üstadı Ömer Köker Anıtkabir defterini imzaladı
Kaynak: DHA

YORUMUM: Anlamadığım olay Atatürk kökü dışarıda diye masonları ülke topraklarından sürüyor. Nasıl oluyor da bunlar Atatürk'ün huzuruna çıkıyor çelenk bırakabiliyor. Ya masonlarda yada Atatürk'te bir çelişki var.

İNSAN NASIL ÖLÜYOR

İnsanın ölüm evresi
İNSAN NASIL ÖLÜYOR
Ölümün gizemlerini hücresel düzeyde çözmeye çalışan bilim adamları, yaşamın bir anda sona ermediğini, sanılanın aksine bir süreç içinde vuku bulduğunu ortaya çıkardı.

Bilim adamları, nefes alıp vermenin ve kalp atışının durması olarak tanımlanan ölümün ardından vücuttaki her bir hücrenin kendi ölüm sürecini başlattığını keşfetti.

Hastaların tekrar hayata döndürülmesi uygulamaları ile ilgili New York Bilimler Akademi'sinde düzenlenen bir konferans, çok sayıda bilim adamını bir araya getirdi.

New York Eyalet Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Dr. Sam Parnia, konferansta yaptığı konuşmada, "Kişi, artık nefes almadığında ve kalbi durduğunda ölü kabul ediliyor. Eskiden bunu değiştirmek için hiç bir şey yapılamayacağı düşünülüyordu. Oysa yeniden canlandırma alanındaki son gelişmeler, kişinin kalbi durduktan saatler sonra bile tekrar yaşama döndürülebileceğini gösterdi" dedi.

Parnia, hücre düzeyindeki ölüm sürecinin saatler sürebildiğini ve geri çevrilmesinin mümkün olduğunu belirtti.

Columbia Üniversitesi Nöroloji Bölümü'nden Dr. Stephan Mayer ise "Eskiden kalbin tüm vücuda kan pompalamayı durdurmasından sonra kişinin oksijen ve gerekli besin maddelerinin eksikliği nedeniyle birkaç dakika içinde kalıcı beyin hasarına uğrayacağına inanılıyordu. Oysa kalp durduğunda, ölüm süreci daha yeni başlamış oluyor. Oksijen ve besin maddeleri yokluğuna bağlı beyin hasarı da çeşitli evrelerde meydana geliyor. Kalbin durmasından sonraki saniyeler içinde beyin aktivitesi etkileniyor ancak besinsiz kalan hücrelerin kendi ölüm sürecini başlatmaları dakikalar alıyor" dedi.

Pennsylvania Üniversitesi'nden Dr. Lance Becker, "Bir kişinin hücrelerine oksijen gitmediğinde hücrelere artık ölme vaktinin geldiği işaretini veren sinyaller gönderiliyor. Bilim, bu sinyalleri 'bekleyin' şeklinde değiştirme olanağına sahip" ifadesini kullandı.

Beyni ve kalbi saatlerce sessiz kaldıktan sonra herhangi bir beyin hasarına uğramadan tekrar yaşama dönen insanlar olduğunu hatırlatan Dr. Becker, bu vakalardaki en önemli etkenin vücut ısısının düşmesi olarak tanımlanan hipotermi olduğuna işaret etti.

Hipoterminin beynin oksijen ihtiyacını azaltarak ve hücre düzeyindeki ölüm sürecini durdurarak beyni koruduğuna işaret eden Becker, "Yine de sınırlar var. Beden soğutma teknikleri kalp krizi geçiren bazı hastaların yaşama geri dönmesini sağlarken bazılarında hasar öylesine büyük ki geri dönmek için çok geç oluyor" dedi.

Doğru bilinen yanlışlar
Ölümden geri dönmede, hastanın kalbi tekrar çalıştırıldıktan sonra nasıl tedavi edildiği ve hipoterminin ardından bedenin nasıl ısıtıldığının da büyük önem taşıdığının altını çizen Becker, "Bize hasta oksijensiz kalmışsa oksijen vermemiz ve kan basıncı düşükse yükseltmemiz gerektiği öğretiliyor. Oysa kalbin yeniden çalıştırılmasının ardından verilecek fazla miktarda oksijen, nörolojik hasarı artırıyor. Bu nedenle beyne giden oksijenin miktarını kontrol etmek hastanın tekrar yaşama döndürülmesinde büyük önem taşıyor" dedi.

Parnia ise kalp krizinin ardından hastanın tekrar yaşama döndürülmesi ve tedavi edilmesinde hipoterminin öneminin yıllardır bilinmesine rağmen hastanelerin hipotermiyi standart uygulama olarak kullanmadığına işaret etti.

Parnia, vücut ısısının düşürülmesi ve oksijen miktarının azaltılması ile hastanın herhangi bir beyin hasarına uğramadan yaşama geri dönme şansının artacağını belirtti.

Hayata geri döndürme işlemlerinin etik yanına değinen Mayer, "Beyin hasarı ile ölüm hakkında, yeterli bilgiye sahip değiliz. Hastanın ne kadar nörolojik hasara uğradığını ve bu hasarın geri çevrilip çevrilemeyeceğini de her zaman kesin bir biçimde kestiremiyoruz. Bu nedenle hastayla ilgili alınılacak acil kararlar, aslında devam edebilecek bir hayatın sona ermesine yol açabilir" ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE'NİN EN UZUN TÜNELİ

türkiye'nin en uzun tüneli
TÜRKİYENİN EN UZUN TÜNELİ
Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi kapsamında yapılan ve "Türkiye'nin en uzun tüneli" unvanına sahip olacak Orhangazi Samanlı Tüneli'ndeki çalışmalarda sona gelindi.

Tünel, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan'ın katılımıyla, pazartesi günü vurulacak son darbeyle gün ışığıyla buluşacak.

Bursa Valiliğinden yapılan yazılı açıklamaya göre, yerel seçim çalışmaları kapsamında yarın Bursa'ya gelecek olan Arınç, 3 Mart Pazartesi 08.30'da Bakan Elvan ile Bursa'yı demir yolu ağına bağlayacak hızlı trenin Gürsu şantiyesinde incelemelerde bulunarak yetkililerden brifing alacak.

Buradan helikopterle İznik ilçesine geçecek olan Arınç ve Elvan 10.15'te İznik-Yenişehir karayolunun temel atma törenine katılacak.
Heyet, daha sonra Samanlı Tüneli'ne geçecek.

Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi kapsamında yapılan ve "Türkiye'nin en uzun tüneli" unvanına sahip olacak Orhangazi Samanlı Tüneli, 12.20'de düzenlenecek törende vurulacak son darbeyle gün ışığı ile buluşacak.

Programlara Bursa Valisi Münir Karaloğlu da eşlik edecek.