VALİZLİK BAVULLUK

VALİZLİK BAVULLUK
VALİZLİK BAVULLUK

11 Mart 2014 Salı

HRİSTİYAN TERÖR ÖRGÜTLERİ - AVRUPA TERÖR ÖRGÜTÜ

HRİSTİYAN TERÖR ÖRGÜTÜ

HRİSTİYAN TERÖR ÖRGÜTLERİ - AVRUPA TERÖR ÖRGÜTÜ

Orta Afrika'da Fransa askeri gücünün operasyonundan sonra Hristiyan çeteler Müslümanları öldürüp camileri tahrip ediyor

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi
Orta Afrika Cumhuriyeti'nde patlak veren şiddet olaylarıyla ilgili özellikle yabancı ajanslar Müslüman Seleka grubuna odaklanıp gerçek dışı haberler yaparken, şiddetin bilinmeyen yüzü Hıristiyan çeteler ülkede Müslüman sivilleri hedef alıyor.   
Ülkenin başkenti Bangui’de yaşayanlardan 48 yaşındaki Beşir, AA’ya daha önce çoğunlukla Hristiyanların bulunduğu Fouh semtinde yaşadığını ancak olaylar patlak verdiğinde söz konusu çetelerin saldırılarına maruz kaldıklarını, caminin ve evlerin tahrip edildiğini söyledi. 
Bu saldırılar sırasında erkek kardeşinin de aralarında bulunduğu 4 kişinin öldürülmesine tanık olduğunu ağlamaklı biçimde dile getiren Beşir, saldırganlara ilişkin, "Çok fazla insan vardı, sadece çeteler değil, bölgedeki Hristiyanlar da bu işin içindeydi" dedi. 
Bölgedeki bir cami komitesinin başkanı Yahya Ebu Bekir de son dönemde meydana gelen olaylarda 108 Müslüman'ın öldüğünü bildirdi. 
Ebu Bekir, "Kadınlar, çocuklar, hatta hamileler bile Hristiyan çeteler tarafından katledildi. Çeteler, insanların uzuvlarını kesti. Cinsel organları kesilen insanların da cesetlerini gördüm" diye konuştu. 
Yahya Ebu Bekir, barış istediklerini, Hristiyan çetelerin, Müslümanları öldürerek ve camileri tahrip ederek provokasyonlarda bulunduğunu belirtti.  
Adının Selma olduğunu söyleyen bir kadın, "Dört çocuğumu öldürdüler, iki oğlumu, iki kızımı" derken, çocuklarının 10, 8, 6 ve 2 yaşlarında olduğunu ifade etti. 
Saldırıda anne ve babasını da kaybeden acılı annenin geçirdiği travma ise gözlerinden anlaşılıyordu. 
Söyleşi sırasında mahalleden geçen Fransız askeri konvoyunu küçümseyerek seyreden Ömer Didi ise "Baş belaları" diye bağırdı. 
Didi, insanların gözleri önünde öldürüldüğü Fransız askerlerinin hiçbir şey yapmadıklarını savunurken, Müslüman iş adamı Ömer Hüseyin de benzer bir olaya şahit olduğunu söyledi. 
Hüseyin, olaylar sırasında içlerinden bazılarının, korunmak için bıçak taşımaya karar verdiğini, Fransız askerlerinin, Hristiyan çetelerin önünde bıçakları aldığını ve bu kişileri çetelerin merhametine bıraktığını ifade etti. 
Daha sonra çetelerin bu insanları en acımasız biçimde öldürdüğünü, Fransızların seyirci kalıp, hiçbir şey yapmadığını iddia eden Hüseyin, "Bu nasıl bir barışgücü?" diye sordu. 
Ülkedeki Fransız askerlerinin sözcüsü ise söz konusu olayla ilgili açıklama yapmadı. 

YORUMUM: Batılı ülkeler ve ABD kurdurdukları, destekledikleri legal veya illegal silahlı gruplara başına islam kelimesini ekleyerek islam anlayışını bilmeyenlere islam dini hakkında kasıtlı olarak yanlış yorum yapılmasını sağlıyor. Legal silahlı örgütler genellikle sömürüldükleri, aç bırakıldıkları için, küresel ve kapitalist sistemden dert yandıklarından dolayı silahlı mücadeleye giriyor. Bu tip oluşumlara da kimsenin terör örgütü demeye hakkı yoktur. Küresel gücün 50 senedir Afganistan, Pakistan'da kan kusturması normal mi. Pakistan, Afganistan ve Afrika'da yapılanlar sırf o bölge benim sömürü alanım kavgasıdır.ŞİMDİ BU HABERİ OKUYAN KİŞİLERDEN SORUMUN CEVAPLANMASINI RİCA EDİYORUM. HANGİ İSLAMİ TERÖR ÖRGÜTÜ DİYE SIFATLANDIRILAN SİLAHLI ÖRGÜTLER AVRUPADA TERÖR EYLEMİ YAPMIŞ veya AVRUPA DA SİLAHLI DİRENİŞ GÖSTERMEKTEDİR? AVRUPA'NIN HANGİ ÜLKELERİNDE BU SİLAHLI İSLAMİ TERÖR ÖRGÜTLERİ HER GÜN BOMBALAR PATLATMAKTADIR. AMA BATI DESTEKLEDİKLERİ ve KURDURDUKLARI SİLAHLI ÖRGÜTLER KANALIYLA AFRİKA, PAKİSTAN ve AFGANİSTAN'DA HER GÜN İSTEDİKLERİ YERDE BOMBA PATLATABİLMEKTE, İSTEDİKLERİ BÖLGEYİ TERÖRÜ BAHANE EDEREK VURABİLMEKTEDİR. BU OLAYLAR GÖZ ÖNÜNE ALINARAK SORULDUĞUNDA SİZCE GERÇEK TERÖR ÖRGÜTÜ KİM?

TSE OTO TEST MERKEZİ

TSE OTO TEST MERKEZİ
OTO TEST MERKEZİ
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, "Türkiye, otomotiv sektöründe önemli bir ülke olmasına karşın bugüne kadar hissedilen en büyük eksikliğin Bursa Yenişehir'deki yatırımla giderileceğini açıkladı.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, "Türkiye, otomotiv sektöründe önemli bir ülke ama otomotiv test merkezimiz yoktu. Şimdi Bursa Yenişehir'de TSE yatırımıyla yeni otomotiv test merkezi yapılıyor. Her açıdan otomotiv sektörünün testlerinin burada yapılacağı bir noktaya gelmiş oluyoruz" dedi.

Ergün, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ile tehlikeli madde taşınmasında kullanılan araç, tank, ambalaj ve kaplar konusunda "İlk Ulusal Uygunluk Belgesi" verilmesi dolayısıyla Türk Standartları Enstitüsünde düzenlenen törene katıldı. Ergün, burada yaptığı konuşmada, bu yıl mart ayında, TSE ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı arasında, tehlikeli maddelerin taşınması gibi çok önemli, herkesi yakından ilgilendiren konuyla ilgili protokol imzalandığını anımsattı. Tehlikeli maddelerin Türkiye'de belirli bölgelerde yoğun bir şekilde sevk edildiğini belirten Ergün, bunların taşıma sistemleriyle ilgili belgelendirme ve muayene mekanizmalarının, test ölçüm mekanizmalarının yeterince geliştirilmediği için yurt dışı kaynaklara başvurulduğunu anlattı.

Türkiye'nin potansiyelinin yeterince kullanılmadığını dile getiren Ergün, "Türkiye'nin, bu gibi örnekler çok açık bir şekilde göstermektedir ki bugün yaptıklarından kat kat fazlasını yapabilecek potansiyeli var. Bugün Türkiye ne yapıyorsa, aslında 'yapamıyorum' dediği şeyleri de yapabilecek imkan ve kabiliyete sahip ülkedir. Yeter ki bu potansiyeli iyi değerlendirelim, kararlı ve cesur adımlar atalım" diye konuştu. Türkiye'nin kendi uydularını yapma ve fırlatma imkan ve kabiliyetine sahip olduğunu ifade eden Ergün, Türkiye'nin potansiyelini keşfettiğini, her alanda bu imkan ve kabiliyetin önünü açan yaklaşımlar sergilediğini, bugün yapılan işin bunun küçük bir örneği olduğunu bildirdi. Bundan sonra, tehlikeli maddelerin taşınmasıyla ilgili sistemlerin, gözetim, muayene, belgelendirme işlemlerinin tamamen Türkiye'nin teknik imkanları ve kabiliyeti çerçevesinde yürütüleceğini dile getiren Ergün, mart ayında bunun kararının alındığını ve 4 ayda bunu gerçekleştirme, 6 ayda da bunun belgelendirme törenini yapabilme imkanına sahip olunduğunu söyledi.

Türkiye'nin ihtiyaçlarıyla bilgi birikimini ve teknolojisini artıran, geliştiren ülkelerden olacağını belirten Ergün, şöyle konuştu: "Bizim bugün var olan ihtiyaçlarımız, yetkinliklerimizi arttırmaya, potansiyelimizi keşfetmeye, teknolojimizi geliştirmeye imkan veren düzeydedir. Bunlar yerli imkanlarla, teknolojilerle, yerli teknik personelle, bilim adamlarıyla karşılandıkça ihtiyaçlar çeşitlenecek, niteliği artıracak. Bu da daha da gelişmemize yol açacaktır." İhtiyaçların karşılanmasında "ver parayı, al malı" anlayışı yerine, bilgi ve teknoloji içeren ve ülkeyi geliştirici yönde hareket edilmesi gerektiğini anlatan Ergün, "Bunun için de imkanlarımızı, kabiliyetimizi o ihtiyacı karşılamaya yöneltmeliyiz. O zaman teknolojimizi, bilgi birikimimizi, nitelikli insan gücünü artıracak bir noktaya geliriz. Onun için ihtiyaçlarımızı sadece parayla alalım düşüncesinde olmamalıyız" dedi.
Türkiye'nin ihtiyaçlarını, teknolojik gelişim ve bilgi kapasitesini artıracak önemli bir fırsat penceresi olarak görmesi gerektiğini dile getiren Ergün, TSE'nin de bunu keşfettiğini ve birçok alana girerek Türkiye'nin yetkinliğini, bilgi birikimini, teknik kapasitesini artıran uluslararası bilgi pazarından, gözetim ve muayene pazarından ve teknik kapasite pazarından daha büyük pay alınmasını artıracak işlere yöneldiğini anlattı. Türkiye'deki yatırımların her birinin çok önemli gözetim, muayene, test işlerinin olduğunu dile getiren Ergün, şunları kaydetti: "Türkiye otomotiv sektöründe önemli bir ülke. Tip onay belgelerinin verilmesi bizim kapasitemizi çok artırdı ama hala bir otomotiv test merkezimiz yoktu. Şimdi Bursa Yenişehir'de TSE yatırımıyla yeni otomotiv test merkezi yapılıyor. Her açıdan otomotiv sektörünün testlerinin burada yapılacağı bir noktaya gelmiş oluyoruz. Yeni laboratuvar yatırımlarıyla TSE, büyük bir atak içinde. Bütün bunlar bizim kapasitemizi daha da artıracak."
"Bu bilgiler kritik ve stratejik"

Yapılan ya da satın alınan şeylerin ölçme, test edilme ve analiz edilmesinin bilinmemesinin hiçbir şey bilinmediği anlamına geldiğini vurgulayan Ergün, şunları kaydetti: "Yaptığımız ya da satın aldığınız şeyin ölçmesini bileceksiniz. Onun davranışlarını okuyabilmek lazım. Hangi şartlarda nasıl davranır bu cihaz, malzeme? Nasıl davranması lazım? Malzemelere nasıl davranmasını istiyorsanız, öyle bir davranış şekli öğretebilirsiniz. Nasıl insanlara öğretiyorlar, malzemelere de cihazlara da öğretilebiliyor ama onun için ölçmesini, analiz etmesini, test etmesini bilmek lazım. Bunu bilmezseniz malzemelere yön veremezsiniz, onlara yeni bir davranış şekli benimsetemezsiniz. Onlar nasıl istiyorsa siz öyle davranırsınız. Halbuki biz nasıl istiyorsak malzemelerin öyle davranması lazım. Onun bilgisine sahip olmak için de bu test analiz ölçme kabiliyetlerini artırmalıyız. Onu yapmaya çalışıyoruz. Bunlar biraz sessiz ve derinden giden işlerdir. Gürültüsü, patırtısı olmaz bu işlerin. Olsa da herkes kulak kabartmaz ama sonunda herkesin işine yarar bunlar. 

Toplamda bütün ülkenin işine yarar. Bugüne kadar ülkemizde doğru ölçülemediği, test edilemediği ve doğru belgelendirilemediği için iki tane tehlikeli madde taşıyan tanker kazası olmuş, insanlar hayatını kaybetmişse, bunu bu gibi eksiklikler nedeniyle yaşadıysak büyük üzüntü duyarız. Herkesi ilgilendiren çok acı deneyimlerle bizi karşı karşıya bırakan tablolar oluşuyor. Onun için bu bilgiler kritik ve stratejiktir."

TSE Başkanı Hulusi Şentürk ise martta yetkilendirme görevinin TSE'ye verildiğini anımsatarak, 1 Temmuz itibariyle başvuruları almaya başladıklarını söyledi. Kısa sürede gerekli programları ve eksik cihazları tamamladıklarını ifade eden Şentürk, bugün de ilk belgelerin verilmeye başlandığını kaydetti. Konuşmaların ardından tehlikeli madde taşımacılığında faaliyet gösteren 7 firmaya belgeleri verildi.

Kaynak: AA

İSLAMİ TERÖR OSMAN GÜRCAZ

Terörle mücadelenin tartışıldığı uluslararası konferansta yabancıların 'islami terör' kavramlarını kullanmasına Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanı Osman Gürcan itiraz etti.


Gürcan bu kavramların yan yana gelemeyeceğini kaydederek düzeltilmesini istedi.
Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'nın Avrupa Konseyi ile birlikte düzenlediği 'Terörle Mücadelede Ulusal ve Uluslararası Koordinasyon' konulu uluslararası konferans İstanbul'da The Marmara Hotel'de yapıldı.

OSMAN GÜRCAZ
OSMAN GÜRCAZ
Konferansın ikinci oturumunda Hollanda ve Rusya'dan gelen katılımcılar sunumları esnasında 'cihadist terör' ve 'İslami terör' kavramlarını kullanınca, konferansın soru-cevap bölümünde Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanı Kurmay Kıdemli Albay Osman Gürcan bu kavramlara itiraz etti.

"YANLIŞ ANLAMLAR YÜKLENİYOR"
Bu kavramlara yanlış anlamlar yüklendiği ifade eden Gürcan şöyle dedi: 'Cihad sadece İslam'ı, müslümanlığı tanıtmak anlamına gelmektedir. Böyle bir tanımlama gündeme geldi. Diğer bir tanımlama da 'İslami terör' diye.
Terörle mücadelede tanımları okuduğumuzda İslami terör kavramı Oliver Roy'un tanımlamaları olarak gündeme geliyor. Cihad kelimesi ile cihadizm hiçbir zaman yanyana gelmemiştir. Dinimizde ve genelde de mücahid anlamına geliyor. Cihad yapan kişiye mücahid deniyor. Böyle baktığımızda isimler arasında farklılıklar görüyoruz. Bu yanlış kullanımı düzeltmemiz gerekmiyor mu?'

Soruyu cevaplayan Hollanda Güvenlik ve Adalet Bakanlığı Terörle Mücadele Ulusal Koordinatörü'nün Hukuk Danışmanı Lucia Ling Ket On, 'Cihadist terör' yanlış çağrışımlar yapabilir. Daha iyi bir kelimeyi arıyoruz ama maalesef cihadist bir terörizm bizim tarafımızdan kullanılıyor' dedi.

Rusya Ulusal Terörle Mücadele Komitesi Uzmanı Sergei Gerasenkov da, 'Sizin değindiginiz konu çok hassas. Bizim kastettigimiz radikal amaçlar kullanarak hedeflerine ulaşmak isteyen İslamistlerdir ama Müslümanları da rencide etmiş oluyoruz' dedi.

Kaynak: YENİ ŞAFAK

ELEKTRİKLİ YERLİ OTOMOBİL

ELEKTRİKLİ YERLİ OTO
ELEKTRİKLİ YERLİ OTOMOBİL
Erdoğan'ın aradığı Türk malı otomobili TOFAŞ üretecek. Bursa'da 2015'te üretilecek 70 bin yerli aracın, 25 bini dünyaya satılacak

Tofaş, yarım milyar doları aşan yatırımla yeni otomobil üretecek. Türk mühendislerin tasarlayacağı ve patent hakları Tofaş'a ait B sedan araç, 2015 yılında yollara çıkacak.

Türk otomotiv sektöründen yeni yatırım müjdesi geldi. Türk mühendisler tarafından tasarlanacak ve fikri mülkiyet hakları tamamen ülkemize ait olacak yerli otomobil için düğmeye basıldı.

VİAGGİO MODELİ OLACAK
Tofaş, Bursa fabrikasına yapacağı 520 milyon dolar yatırımla yeni bir yerli otomobil daha üretecek. Araç için teşvik başvurusunda bulunmaya hazırlanan şirket, projeye bu yıl start verecek. B sedan sınıfında yer alacak aracın üretimine 2015 yılının ikinci yarısında başlanacak. Otomobil 2015'in son çeyreğinde yollara çıkacak. Yerli modelde Çin'de üretilen Viaggio modelinin platformu kullanılacak.

580 bin adet üretecek
Tofaş, yeni otomobilden yılda yaklaşık 70 bin adet üretmeyi planlıyor. Yerli otomobilde ağırlık iç pazara verilecek. Yeni araçtan Türkiye'de yılda 45 bin adet satılması öngörülüyor. Üretimin üçte biri yani 25 bin adedi de dünya pazarlarına ihraç edilecek. Tofaş, yeni otomobilden 2015-2023 yılları arasında toplam 580 bin adet üretmeyi hedefliyor.

İki projeye 900 milyon $
Albea ve Palio modellerinin ömrü sona erdikten sonra sadece Linea ile binek otoda üretim yapan Tofaş, yeni projeyle bu boşluğu dolduracak. Şirket, yeni otomobille Doblo, Minicargo (Fiat Fiorino-Citroen Nemo-Peugeot Bipper) ve Linea modelleriyle 255 bin adet seviyesinde olan üretimini 300 binlerin üzerine yükseltecek. Bursa tesisi yıllık 400 bin adetlik kapasitesini zorlayacak. Yeni Doblo'yla beraber Tofaş'ın toplam yatırımı 900 milyon doları bulacak.

İkinci yerli model için Fiat'tan onay bekliyor
Tofaş CEO'su Kamil Başaran Şubat ayında yaptığı açıklamada, şirketin patent haklarına sahip olacağı ve 2015 yılı sonunda piyasaya çıkabilecek biri B sınıfında sedan, diğeri C segmenti olmak üzere 2 yeni yerli model üzerinde çalıştıklarını açıklamıştı.

Başaran, iki yeni projenin nihai onay süreçlerinin Temmuz ayında tamamlanmasını beklediklerini kaydederek, şunları söylemişti:

"Projelerin tüm fikri ve sınai mülkiyet hakları Tofaş'a ait olacak. Tofaş'ın binek otomobilde Linea ile etkin bir oyuncu olarak yoluna devam etmesini istiyoruz. İki binek otomobilin tasarım ve modelleme çalışmalarına Ar-Ge merkezimiz başladı. İki modelin üretimiyle binek otomobilde iddiamızı artarak sürdüreceğiz."

B sedan modelden sonra, yeni otomobil için İtalyan ortak Fiat'ın onayı bekleniyor.

Bu yıl 270 bin araç satacak
Tofaş, bu yıl ihracat ve iç pazar dahil toplam 270 bin adet araç satımayı hedefliyor. Şirket, 255 bin adetlik üretime ulaşmayı planlarken, bu rakamın 160 bin adetten fazlasını 80'den fazla ülkeye ihraç edecek. (Vatan)

5 Mart 2014 Çarşamba

GÜNEŞ ENERJİSİYLE ÇALIŞAN İNSANSIZ HAVA ARACI (İHA)

GÜNEŞ ENERJİSİYLE ÇALIŞAN İHA
GÜNEŞ ENERJİSİYLE ÇALIŞAN İHA

GÜNEŞ ENERJİSİYLE ÇALIŞAN İNSANSIZ HAVA ARACI (İHA)

Ankara Bilkent Cyberpark Teknoloji Bölgesinde faaliyet gösteren TK3-Teknik isimli firma, TOBB Etü Öğretim Üyesi Prof Dr Ünver Kaynak başkanlığında, Türkiye'nin ilk güneş enerjisi ile çalışan İHA'sını geliştirdi. TÜBİTAK'ın 200 bin TL'lik desteğiyle TOBB Üniversitesi'nde üretilen İHA, yüzde 100 yerli. 

'HEDEFİ GOOGLE EARTH'TE BULUYOR'
Prof. Kaynak, "Ülkemizin keşif, gözlem, haberleşme, ölçüm gibi alanlarda İHA ihtiyaçları bulunuyor. Bu ihtiyaçlara çözüm sunabilmek için bu projeye başladık. 

Proje sonucunda elektrik motorlu ve enerjisinin yüzde 30'unu güneş enerjisinden sağlayan, kısa menzilde otomatik uçuş kontrol yeteneğine sahip, ileri kompozit malzemeden yapılmış 2 adet İHA geliştirilerek öncü uçuş testlerini başarıyla tamamladık. Uçağımız Google Earth üzerine işaretlenen alanlara otomatik pilotla rahat bir şekilde ulaşabiliyor" dedi.

'GECE GÖRÜŞ TAKILABİLİR'
İHA üzerinde halen geliştirme sürecinin devam ettiğini dile getiren Kaynak, "Azami kalkış ağırlığı 18 kg. olan mevcut sistem sadece batarya desteğiyle 90 dakika güneş enerjisi destekli olarak 120 dakika havada kalabiliyor. 

Şimdilik gündüz görüntüsü alabiliyor. Biz bu uçağı test amacıyla geliştirdik. Bütçe sınırlıydı. Daha yüksek performansa sahip hava araçları yapabiliriz. İhtiyaca göre seçilecek yüksek çözünürlüklü kamera ve uzun menzilli haberleşme sistemleri vasıtasıyla gündüz depolanan enerjinin kullanımıyla geliştirilecek sistem gece de görüntü alabilir ve yer kontrol sisteminden anlık rota takibi yapılabilir" diye konuştu. 

KİMLİK KARTI:
TAN-100
YAKIT: Güneş enerjisi ve batarya
GÖREV: Keşif, gözlem, haberleşme ve ölçüm
ÜRETEN: TK3-Teknik 
AĞIRLIK: 18 KG
UÇUŞ SÜRESİ: 120 dk (Batarya 90 + güneş 30dk)

LED LAMBA, LED AMPÜL

LED LAMBA - LED AMPÜL
LED LAMBA - LED AMPÜL

LED LAMBA, LED AMPÜL

Fırat Kalkınma Ajansından (FKA) aldığı 177 bin liralık destekle kurduğu tesiste ayda 50 bin tasarruflu ampul üreten elektrik-elektronik mühendisi girişimci, sektörde söz sahibi olmayı hedefliyor.

Elazığ İş Geliştirme Merkezindeki (İŞGEM) tesisinde üretime devam eden Abdullah Akın (30), AA muhabirine yaptığı açıklamada, Fırat Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü'nden 2006 yılında mezun olduktan sonra ülkeye farklı bir ürün kazandırmayı hayal ettiğini söyledi.

Bu kapsamda, 2009 yılında hazırladığı "Yeni Nesil Tasarruflu ve Uzun Ömürlü LED'li Ampul Projesi" ile FKA'dan 177 bin lira makine desteği aldığını belirten Akın, bu destekle 2010 yılında Elazığ İŞGEM'de üretim tesisi kurduğunu dile getirdi.

Akın, tesisinde 2012 yılında seri üretime geçtiklerini kaydederek, "LED ampuller, 50 ve 75 vatlık akkor ampullere eş değer üretiliyor, tükettiği enerji ise sadece 6 vat. Bu anlamda dünyanın en verimli LED ampulü. Tasarruflu ampulden yüzde 40, eski akkor ampullerden yüzde 88 daha tasarruflu olduğunu ölçümlerimiz ve İstanbul Aydın Üniversitesinin ölçümleri sonucunda gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum" diye konuştu.

İstanbul'da geçen yıl düzenlenen Uluslararası LED Aydınlatma Fuarı'nda dünyanın dört bir yanından gelen firmalar arasında LED ampullerini görüceye çıkardığını aktaran Akın, yeni ve küçük olmalarına rağmen ortaya koydukları tasarımla büyük firmaların ilgisini çekmeyi başardıklarını anlattı.

"Dünyanın ileri gelen firmalarıyla ikili ilişkilerimiz devam ediyor" diyen Akın, "Ürettiğimiz LED ampullere Türkiye'den ve dünyadan çeşitli dev firmalar talip. Bu konuda azim ve kararlılıkla çalışmalarımızı, ikili görüşmelerimizi devam ettiriyoruz" ifadesini kullandı.

Dünya çapında mağazalar zincirine sahip Alman firmaya ürün verdiklerini vurgulayan Akın, aydınlatma konusunda dünyada otorite olmayı hedeflediklerini, bu amaçla aylık 50 bin olan üretim kapasitesini artırmayı planladıklarını dile getirdi.

- Soğutma sistemi, jet motorundan esinlenerek yapıldı
Ürettikleri ampul hakkında bilgi veren Akın, "Ürünümüzün optik kısmı konik şeklinde. Bu yapı sayesinde her yöne aydınlatma açısı sağlıyor" dedi.

Akın, şunları kaydetti:
"Ampulün optik kısmını Türk Patent Enstitüsünden (TPE) tescilledik. Minimum soğutucu boyutuyla maksimum verimlilik sağlıyor. Soğutma sistemi, jet motorundan esinlenerek yapıldı, kesinlikle ısınmaz. Bu sistem de TPE tarafından tescillendi. Böylelikle yaz aylarında iklimlendirme masrafları azaltılarak dolaylı tasarruf sağlanıyor ayrıca soğutma sistemi ve içerisinde kullanılan elektronik komponentlerin kalitesi sayesinde daha uzun ömürlü."

Ülkenin refahı için her kesimin ele ele verip üretim seferberliği başlatması gerektiğini vurgulayan Akın, "Hiçbir zaman ümidinizi kaybetmeyiniz. Mutlaka bir yerlerde, yaptığınız projenin, tasarladığınız ürünün veya sistemin kıymetini bilen değerli yatırımcılar bulabileceksiniz. FKA yetkilileri gerçekten bu projeye inandı ve gereken desteği en üst düzeyde verdi" değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: AA